İkonografi: Elsa Schiaparelli | İstanbul Moda Akademisi

İkonografi: Elsa Schiaparelli

Aristokrasinin çalışmamakla eşdeğer olduğu yılların akabinde 1890’ların Roma’sında kökenleri Medici ailesine dayanan Elsa doğar. Bilim ve edebiyatla uğraşan bir ailenin üyesi olarak beklenildiği üzere entelektüeller içerisinde yetişen genç Schiaparelli, felsefe okur ve ebedi rakibi Coco Chanel gibi Elsa’nın hayali de oyuncu olmaktır. 1911’de şehvetli şiirlerini topladığı kitabı Arethusa’yı yayımladığında ailesi Elsa’yı manastıra geri göndererek açık cezasına çarptırılmasını isterler. 2 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan ve sonuna kadar yaşamak isteyen Elsa, Londra’ya özgürlükler şehrine gider. 1914’te konferanslarına gittiği Kont Wilhelm Wendt de Kerlor ile evlenen Elsa, birkaç sezon Nice’de kaldıktan sonra teolog eşiyle New York’a gider.

Büyük elma’da tanışıp yakın arkadaş olduğu Gabrielle Picabia, Elsa’yı avangart sanat dünyasının tam göbeğine konumlandıracaktır. Man Ray, Marcel Duchamp ve Edward Steichen gibi bir sosyal çevre içerisinde Elsa’nın aşk hayatı umduğu gibi gitmez ve kızları Yvonne’un doğumundan birkaç zaman sonra Elsa boşanmak için kolları sıvar. 1922’de kızının hastalığı nedeniyle Paris’e taşınan Elsa sabahları bir antika dükkanında çalışıp akşamları Le Boeuf sur le Toit’da  Paris’in aydınlarıyla vakit geçirir. Burada, Schiaparelli zamanının en büyük couture tasarımcısı Paul Poiret’yle tanışır ve asıl hikaye start verir.

Satın almaya gücü yetmese de Elsa, Poiret’nin mağazasına gidip kıyafetleri denemeye başlar. Lüks ve kalitenin dünyasına adamını atan geleceğin tasarımcısı için artık geri dönüş yoktur. Yakın arkadaşının ortaklığıyla başlattığı markası kısa zamanda bağımsızlığına kavuşur ve siyah kazağı kısa zamanda Vogue tarafından şaheser olarak adlandırılır. 1927’de evinde başlattığı girişimi kısa zamanda 4,Rue de la Paix’ye taşınır. Elsa’nın koleksiyonu mayolar, sahil pijamaları ve aksesuarlarla zamanının  bir adım ötesinde gidiyordu. Haute Couture’ü spor giyimle harmanlayan Elsa, kısa zamanda Amerikalı üreticilerden lisans teklifi aldı. Görünen fermuarlı yağmurlukların yaratıcısı (daha sonra bu fermuarlar renkli halleriyle moda dünyasını sarsmaya devam edeceklerdi) Mad Cap’te dahil olmak üzere birçok sıra dışı tasarıma imzasını atacaktı. 1930’lu yılların sonlarına doğru Hollywood’un vazgeçilmez tasarımcıları arasında yer alan Schiaparelli, Agatha Christie’nin romanlarında da kendine haklı bir yer bulmuştu.

İlhamlarının en başına sürrealizmi yerleştiren Elsa, 2. Dünya Savaşı’nın ardından gelen yeniliklere kapısını kapatınca işletmesinin kapıları da çok geçmeden 1954’te kapanmak durumda kaldı. Geçtiğimiz sezon geri dönüşünü yapan modaevi, birçok tasarımcıya mirasıyla hala ilham kaynağı olmakta. Diane von Furstenberg’in geçtiğimiz sene 40. yılını kutladığı wraparound elbiselerden Issey Miyake’nin pililerine kadar tasarımcılara ünlerini bağışlayan birçok tasarımın ilk örneklerine imza atan Elsa’nın mirası artık Marco Zanini’nin emin elleri altında hayatına devam ediyor.